Bir Kadın Muharririn Gözünden Görmezden Geldiğiniz ve Özlediğiniz İstanbul; Çöken İstanbul
- eceozen23
- Mar 1
- 3 min read
İtiraf ediyorum, bilinçli bir seçim değildi bu kitap. Müze Gazhane'nin içindeki İstanbul Kitapçısı'nda pandeminin tüm unutturma çabalarına rağmen hayatımın en güzel aktivitelerinden biri olan "kitapçı gezme" işine koyulmuştum sadece. Küratörlüğünü Ali Cengizkan ve Müge Cengizkan'ın yaptığı 'Bir Şehir Kurmak: Ankara 1923-1933' isimli sergiden çıkmıştım. Elimin, Suat Derviş kaleminden çıkan Çöken İstanbul'a gitmesi bilinçaltımın bana bir oyunuydu belki de.
İstanbul, havasından ya da suyundan gelenin ayrılamadığı bir şehir. Toksik eski sevgiliniz gibi, gitseniz de aklınız orada kalıyor. Oysa ben baya bir ayrı kaldım ondan, 2022 yılıydı, Balıkesir'den çalışabilme özgürlüğüm vardı ve neredeyse 6 ay görmedim yüzünü. Gerçi şimdi bu satırları yazarken 2017'de Almanya'nın -hala rüyalarıma giren- o şirin kasabası Furtwangen için de terk ettiğimi farkediyorum. O kadar da bağımlı değilmişiz sevgilim, ben sadece abartmayı seviyormuşum.
Hayatımın büyük bir kısmı İstanbul'da geçti. İstanbul'a uzak oturan bir İstanbullu olarak, İstanbul hiç bir zaman benim için Suat Derviş'in İstanbul'u gibi olmadı. Ben genelde çilesini çektim; trafiğini, toplu taşımasının leş kokusunu, bir yerlere yetişme telaşını... Boğaziçi'ne gittiğim her gün uzaklığa ağladım, sonra Duatepe Parkı'na vardım. Gözlerim doldu Boğaz'ı görünce. Uzak mesafe ilişkisi bizimkisi, İstanbul'un ise elinin altında çok aşığı var. Öylesi bir ilişkide uzaktakinde sonu bitmez bir kıskançlık hasıl olur, şaşırtıcı değil.
Suat Derviş'in gazeteciliği ile tanıştım bu kitap sayesinde, çok cesur bir kalem, gazeteci ve kadın. Röportajları İstanbul burjuvasının, İstanbul'un fakir mahalleleriyle tanışması en ambiyane tabirle. Ama Suat hanım bir burjuva değil hiç bir röportajında; halktan kopuk değil, çıkarımları ya da çözüm önerileri uçuk kaçık değil. Oldukça gerçekçi, röportaj yaptığı sujeleri ötekileştirmiyor, eziklemiyor. Çözüm bulamayınca da eziliyor, sadece izlemek zorunda kalmak ona ağır geliyor. İstanbul'un arka sokaklarında dolaşırken, sabıkalı insanların sofrasında onlardan korkup korkmadığı sorulduğunda kendi kendine '... İnsan insandan korkar mı hiç? Ben sizleri böyle ve beni, bizleri de yetiştiren cemiyetten korkuyorum." diyecek kadar cesur bir gazeteci. Genç cumhuriyetin ihtiyacı olan, halktan kopuk olmayan gerçek bir aydın Suat hanım, devri daim olsun!
Ben okurken Ara Güler'in fotoğraf albümüne bakıyor gibi hissettim kendimi. Bitirmem tahminimden uzun sürdü, kullanmayı sevdiğim bir tabirle kitap biraz elimde çürüdü. Ama bunda ne hikayenin ne Suat hanımın eleştirilecek bir yanı var, tamamen benim dikkat dağınıklığım.

Suat Derviş'in fotoğraflarına bakıyorum, gencecik bir cumhuriyet kadını. Gözlerinin ışıltısını hissediyorum. Suat hanımı layıkıyla anlatabilmek için bir kaç gündür erteliyorum bu yazıyı, ancak kendisi ile ilgili okudukça farkettim ki ertelemenin bir manası yok. Suat Derviş'i tanıtmak istiyorsan Ece, dedim kendi kendime. Suat Derviş'e özel bir yazı hazırlamalısın. Bugün sadece Çöken İstanbul'u konuşmalısın. Öyle olunca yazılacaklar listeme bir Suat Derviş Özel ekleyerek hatta belki de Türkçe dışında bir dilde anlatmalıyım onu yeter ki insanlar tanısın, Çöken İstanbul'a devam ediyoruz bu akşam.
Çöken İstanbul, Suat Derviş'in 193-1937 yılları arasında farklı gazetelerde yayımlanan İstanbul'u ve İstanbulluları ilgilendiren envai çeşit sorundan bahsettiği röportajlarını içeriyor. Suat hanım, kah İstanbulluların maddi durumunu sorgularken kah veremlileri ziyaret ediyor, kah Beyoğlu'nda gezerken kah Boğaziçi'nin yalılarının nereye gittiğini soruyor. Tüm bunları iyi bir ailede yetişmiş Modalı, Osmanlı'nın son dönemlerine de tanıklık etmiş gerçekten iyi bir kalemden okuyoruz. Okuması bence keyifli, maalesef Türkiye olarak benzer dönemleri yaşadığımız için olsa gerek oldukça da gerçekçi. Bir yandan da cumhuriyetin ilk yıllarının eğitimli halk meyvesini de takip edebiliyoruz. İnsanların bu derece -maalesef ki kötü yönde- değişmiş olması beni biraz hayal kırıklığına uğratsa da Suat Derviş'in kalemi beni çok etkiledi.

Biraz da künye bilgisi, kitap İthaki Yayınları'ndan ilk baskısını Ekim 2021 tarihinde yapmış, ilk basımı ise 1987. Kapak tasarımı sade ve konsepte uygun. Yazım hatalarına ya da baskı ile ilgili bir soruna da maruz kalmadım, ki sağolsun İthaki Yayınları bizi bu konuda hiç bir zaman üzmeyen kaliteli bir yayınevi olarak çizgisini korumaya devam ediyor.
Toparlamak gerekirse, eğer siz de İstanbul'u, İstanbul'da gezmeyi seviyor. Ara Güler'in fotoğraflarında gördüğünüz İstanbul'un bir benzerini kelimelerle yaratan güçlü bir kadın yazar arıyorsanız bu kitap kesinlikle size göre. Suat Derviş'in hiç bilmediğim gazeteci yönü ile tanıştığım için oldukça memnunum!
Gelecek incelemede görüşmeyi heyecanla bekliyorum! Esen kalın :)
Sevgiler,
Ece

Comments