Macbeth'in Cadıları : Bir de Bizden Dinleyin
- eceozen23
- Feb 22
- 3 min read
“Kimseler uyumasın artık, Macbeth uykuyu öldürdü
Evet, masum uykuyu, kaygılar yumağını çözen uykuyu
Her günkü hayatın ölümünü
Yorgunlukları yıkayan suyu
Yaralı canların merhemini
Yüce tabiatın baş yemeği
Hayat sofrasının cana can katan ziyafeti.”
İngiliz Edebiyatı denildiğinde akla ilk gelen yazar, 17. yüzyıldan beri oynanan tiyatroları nasıl oluyor da 21. yüzyılın insanlarına aynı şaşkınlığı ve hazzı yaşatıyor? Her farklı yorumunda sizi yine tiyatro sahnesine çağırıyor? İnsanoğlu şayet ölümsüzlüğü arıyorsa ölümsüzlük benim için Shakespeare'dir, umarım National Theater yorumunu izlemek de yakındır.
Oyuna geçmeden önce biraz daha Shakespeare öveceğim müsadenizle. İnsanlığın en temel sorunlarına öyle zarifçe eğilir ki trajedilerinde, bugünden 17. yüzyıla baktığınızda kendinizden bir iz bulursunuz tiyatrolarında, İngiliz dük ve düşeslerinden olmamanıza rağmen!
Bence bu oldukça kıymetlidir; kral da olsanız, leydi de, Capulet'lerden de olsanız, Montegue'lerden de akşam olup güneş battığında, kendi düşüncelerinizle kaldığınızda insansınız sonuçta. Aşk acısı çekeceksiniz, hırslanacaksınız, nefret edeceksiniz. Erdem bu duyguları yaşamamak değil, bu duyguların sizi insanlıktan çıkarmasına engel olmakta.

Macbeth, Shakespeare'in en kısa trajedisi, belki de en karanlık olanı. Aynı zamanda da bir eylem trajedisi; Macbeth, Hamlet'in aksine, eyleme geçer ve pişman olur. Konu oldukça basittir aslında. Üç cadının kehanetiyle kral olacağına inanır, Macbeth!
"Selam sana Macbeth! Selam Glamis Beyi’ne!
Selam sana Macbeth! Selam Cawdor Beyi’ne!
Selam sana Macbeth! Selam yarının Kral’ına!"
Kehanet buysa taç kendiliğinden gelmeyecek midir başına, yoksa kaderini kendi mi yazmalıdır? İnsan nereye kadar kaderine müdahale etmelidir, ne yaparsa -ya da ne yapmazsa- yapsın olacak olan olacak mıdır? Macbeth'te beni en çok etkileyen soru bu aslında. Macbeth kısa yolu seçmeyebilirdi, öyle olsa cadıların kehaneti zırva olarak mı kalacaktı?

Peki ya Shakespeare'in kadınları? Çerçeveyi biraz daraltmak gerekirse Macbeth'in kadınları? Hikayenin ana kadın karakterleri Lady Macbeth ve Hekate'nin üç kızıdır. Cadılar Macbeth'e kehaneti verirken, Lady Macbeth ise kehanete giden yolu gösterir. Lady Macbeth patriyarkanın sadık temsilcisidir, kocasına yardım edebilmek ve güçlü olabilmek için kadınlığının sözüm ona merhametinin alınması için cinlerine yalvarır. Feminist bir taş atmadan geçemeyeceğim: merhameti ve kadınlığı onu güçsüzleştiren şeydir yani.
Sonra yine Macbeth'te ilginç bir kehanet çıkar önümüze "No man of woman born shall harm Macbeth". Kadından doğan hiç kimse Macbeth'i ortadan kaldıramaz, ne varki Macduff karşı gelir kehanete, kendisi zamanı gelmeden annesinin rahminden alınmış yani kadından doğmamıştır. Burası büyük bir feminist öfkeye gebedir, neyseki 349 yıl sonra edebiyat sahnesine Éowyn çıkar ve Witch-king'i öldürürken hepimizin yerine haykırır: "I am no man".
J.R.R. Tolkien'e de ufak bir selam verdikten sonra bu gecenin onur konuğuna geçebiliriz: "Macbeth'in Cadıları: Bir de Bizden Dinleyin"

Tiyatro Tales (Tiyatro Araştırmaları Laboratuvarı Eskişehir)'in ilk oyunu Macbeth'in Cadıları. Biraz da memleket havası getirdiklerinden olsa gerek içim daha da çok ısındı topluluğa, bu memleket ayrımcılığını yapmadan geçemeyeceğim. Oyun duyurusunu ilk kez instagram'da gördüğümden beri İstanbul'a gelmeleri için gün sayıyordum. PAX Sahne sayesinde izleme fırsatı bulmuş olduk. Açıkçası Pax benim izledim en küçük sahnelerdendi ve bambaşka bir deneyim yaşattı bana. İyi ki misafir olmuşuz, iyi ki onlar Macbeth'in Cadıları'na kapılarını açmışlar.

Tek perde 75 dakika olan oyunda Macbeth'in hikayesinin cadılar tarafından anlatımını izliyoruz. Tiyatro Tales'in 7 tane birbirinden yetenekli kadın oyuncusu rolleri kendi içlerinde değişerek oynuyor. Cadıların kehaneti canlandırması gibi de düşünebilirsiniz bir yerde. Oynaması da izlemesi de çok yüksek efor isteyen bir oyun, karakterler sürekli kendi içinde değişiyor sürekli bir hareket var, aynı zamanda tek mekan bir oyun tamamen oyuncuların beden dili üzerine kurulu. Bu sebeple oyuncuları tekrar tebrik etmek istiyorum, gerçekten unutulmaz bir gece yaşadık!
Her şeyin çok güzel olduğunu bir kaç kere tekrarladım. Ancak ufak da bir maruzatım var, oyunun adını ilk gördüğümde aklıma ilk gelen şey Macbeth'in bir feminist eleştirisini izleyeceğimizdi. Yaptıkları uyarlama, metni bu şekilde anlatmak tabii ki sanatsal olarak devasa bir iş ve kesinlikle çok değerli. Ama sahnede feminist bir öfke izlemek ne yalan söyleyeyim beni farklı bir açıdan keyiflendirirdi.
Macbeth'in cadıları bana sadece çok güzel bir Shakespeare gecesi yaşatmakla kalmadı, beni blogumda yazmaya da teşvik etti. Bir süredir erteleyip durduğum, aslında yazmaktan çok keyif almama rağmen bu işin artık modasının geçtiğine ve kimsenin eskisi kadar okumadığına kendimi inandırdığım için elimin gitmediği bu bloga sahnede devleşen 7 kadın oyuncunun şerefine geri dönüyorum.
İzlediklerimi, okuduklarımı, hissettiklerimi kendime ait defterler yerine bu blog üzerinden paylaşmayı uygun gördüm çünkü dünyada daha çok kadının sesine ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Eğer siz de yapmak istediğiniz herhangi bir şeyle ilgili kararsızlık içerisindeyseniz, umarım ben de size ilham olurum!
Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle, okuduğunuz için çok teşekkür ederim!

Comments